79

Define Adası - Robert Louis Stevenson

Kitabın Adı:DEFİNE ADASI
Kitabın Yazarı:
Kitabın Yazılma Yılı:1881-82
Kitabın Yayınevi: Türkiye İş Bankası Yayınları
Kitabın Basım Yılı: 2008
Sayfa Sayısı:264
Kitabın Konusu: Define Adası İskoçyalı yazar ’un yazdığı bir macera romanıdır. Ayrı bir kitap olarak 1883 senesinde çıkan bu yapıt, daha önce 1881-1882 yıllarında bir çocuk dergisinde diziler halinde yayınlanmıştır.

Tüm romanların belki de en çok işlenenidir. Tropikal adalar, x işaretli hazine haritaları ile tek gözü kör ve bantlı, bir eli kancalı, omuzunda papağanı ile belleğimizde canlandırdığımız korsan kavramları üzerinde Define Adasının büyük etkisi olmuştur.

Stevenson Define Adası’nı yazmaya başladığında 30 yaşındaydı, bu onun bir romancı olarak ilk başarısı olacaktı. İlk onbeş bölüm 1881′de İskoçya yaylalarında bulunan Braemar’da yazıldı.

Kitabın Özeti:
Babam, annem ve ben İngiltere’nin batı sahillerinde, küçük bir kasabada, küçük bir hanı işletiyorduk. Ben, on on iki yaşlarıdayken, bir gün hana iri yarı, kir pas içinde, suratında yara izi olan, denizci birisi geldi. Hanımızı beğendiği için kalacağını, fazla yemek ve yer seçici olmadığın belirtti ve üç altını çıkartıp masanın üzerine avans olarak koydu.
Bir gün bana, dikkatli olup, bir ayağı tahta olan bir denizciyi gördüğümde, kendisine haber verirsem, ayda dört peni kazana­cağımı söyledi. Ben de kabul ettim. O günden sonra gözümü dört açtım.
Akşamlan içiyor, maceralarım anlatıyor, milleti kendisini dinlemesi için zorluyordu. Müşteriler ondan çekindikleri için seslerini çıkaramryorlardı ama her geçen gün de handan çekiliyor­lardı. Babam, “eyvah, bu gidişle iflas edeceğiz” diyordu. Aradan aylar geçmiş olmasına rağmen handan gitmeye niyeti yok gibiydi. Bir müddet sonra ne bana, ne de babama para vermez oldu. Gün geçtikçe borcu birikiyordu. Babamla sık sık tartışıyorlardı. Bir tartışma sırasında, babam kalp krizi geçirdi. Gelen doktor, aynı zamanda bölge polisi imiş. Kaptanın eli bıçaklı halini görünce, ona kızdı ve bir suç işlerse hapse tıkacağını belirtti. Ne hazin ki, birkaç gün sonra babam öldü.
Babam ölmeden birkaç gün Önce, bîr denizci gelip, “Bili bu­rada mı?” diye sordu. Tarifinden kaptanı aradığını anlamıştım. Bir müddet sonra, kaptan uzaktan görünce saklandı. Kaptan içeri girip oturduktan sonra, birden bire ortaya çıkıp, afallayan kapta­nın yanına gidip oturdu. Biraz sonra karşılıklı olarak bıçaklarını çektiler ve kapıştılar. Sonra, bizim kaptan diğerini önüne katıp kovaladı, ama biraz sonra da bayılıp yere düştü. Meğer, sara nö­beti geçiriyormuş. Babamı kontrole gelen doktor onu da muayene etti ve böyle içmeye devam ederse çok yakında öleceğini söyledi.

Bu arada da babam öldü.
Birkaç gün sonra, kör bir adam gelip, kaptanla görüştü. Git­tikten sonra, kaptan “bana altı saat süre tanıyorlar” dedi, ama birkaç dakika sonra da sarsıla sarsıla Öldü. Bu kısa süre içinde gördüğüm ikinci ölümdü.
Annemle, ölünün başında bir müddet bekledikten sonra, yardım almak için köye gittik. Kaptan Flint ismini duyan, hiç kimse yanımıza yaklaşamıyordu. Mecburen, yine yalnız başımıza hana geldik. Kaptanın odasına çıkarak, sandığını açtık, gelenler olduğu için acele ile, bazı kağıtları ve paralan alıp handan çıktık. İlerde bir yere saklandık ve biraz sonra yedi sekiz kişinin ellerinde meşalelerle hanın kapısında olduklarını gördük. Sonra içeri girdi­ler. Bir müddet sonra aralarında tartışmaya, sonra da duydukları at sesleri nedeniyle kaçmaya başladılar. Sadece kör kaptan ortada kalmıştı. Hızla gelen atlılardan birisinin çarpmasıyla o da öldü. Koşa koşa annemin yanına gittim. Kadıncağız, korkusundan sin­miş kalmıştı. Beni görünce, sarılıp ağladı.
Gümrükçüler, kaçanları kovaladılar. Ancak, çoktan gemile­rine atlayıp kaçmışlardı. Hana girdiğimizde, bu kadar kısa süre­de, nasıl böyle altını üstüne getirebildikleri hayret verici bir olay­dı. Gümrükçülerin başı Jack bunun sebebini öğrenmek istedikle­rinde koynumdaki muşambayı gösterdim. Hep birlikte doktorun yanına gittik. Doktor ve Jack bana iltifat ettiler ve kahraman bir çocuk olduğumu söylediler.
Anlaşılan oydu ki, Kaptan Flint denen adam çok tehlikeli bir korsandı ve bir yerlere gizlemiş olduğu hazinesi vardı. O, para peşinde değil, hazinenin yerini gösteren haritanın peşinde idi. Ve bu harita, koynumdan çıkardığım muşambadaki kağıtların ara­sında idi.
Şimdi hedef hazineyi bulmaktı. Ayarlanan bir gemi ile yola çıkacaktık. Hazine falan umurumda değildi. Böyle bir yolculuk yapacağım için çok heyecanlı ve sevinçliydim.
Nihayet, Brİstol limanından, denize açıldık. Yolculuğumuz genellikle sakin geçiyordu. Adaya varmamıza bir iki gün yolu­muz kalmıştı. Akşam vakti elma almak için girdiğim fıçının içinde iken, ayru zamanda aşçılık da yapan tek bacaklı gemici Silver geldi ve fıçının üstüne oturdu. Tam sevinçle kendisine seslenecek­tim ki başka bir gemici ile konuşmalarını duyunca vaz geçtim. Anladığım kadarıyla, bunların hepsi korsandı. Silver de bizim kaptanın korkuyla kaçtığı tek bacaklı meşhur korsandan başkası değildi. O andan sonra, gemideki birçok namuslu insanın hayatı bana bağlıydı. Fıçıdan çıkınca, hemen kaptan, kont ve doktorla bir araya geldim ve tüm duyduklarımı anlattım.
Adaya varınca, ben de karaya çıkanlar arasmdaydım. Ko­nuşmamıza göre Kont, doktor ve kaptan gemide kalmışlardı. Bir ara Silver ile arkadaşı Tom’un konuşmalarını duydum. Hemen saklanıp, dinledim. Tom, Silver’e karşı çıkıyordu. Bunun üzerine Silver, Tom’u bıçağıyla öldürdü. Çok korkmuştum. Hemen gö­rünmeden kaçmaya başladım. Epeyce koştuktan sonra, burada yamyam gibi bir adamla karşılaştım. Yanımda tabancam olduğu için, karşısına dikildim. Sonra, adamda benim zararsız olduğumu anlayınca konuşmaya başladık. İsmi Benjamin Gunn olan gemici, üç yıl önce burada tek başına yaşamaya mahkum edilmişti. Ona karşı bîr yakınlık duyuyordum.
Birden bir patlama sesi duyduk. Anlaşılan savaş başlamıştı. Hemen, Gunn’Ia beraber, limana doğru koştuk. Yolda, Gunn’la birbirimizi kaybettik. Koşa koşa limana yaklaştığımda, doktor ve kaptanın diğer gemicilerle bir arada olduklarını gördüm. Gemiyi terk etmişlerdi. Onlara gördüğüm her şeyi anlattım. Onlarda, gemiyi ele geçirecek iken, ben olmadığım için bu plandan vazge­çip, karaya çıkmışlar. Tom’un Ölüm çığlığını benim zannederek, geri dönmüş ve gemide lazım olacak ne varsa bir kayığa yükleyip, yeniden adaya çıkmışlar. Tabii, gemidekiler bunları görünce, top ateşine tutmuşlar ancak, isabet ettirememişler. Karaya çıkınca, bu sefer de karadakilerle silahlı çatışmaya girmişler. Neticede, bu kütükten eve sığınmışlardı.
Bir müddet sonra, Silver ve adamları yakınımıza kadar gelip, anlaşmak İstediklerini söylediler. Kaptan onlara, “Şayet teslim olursanız, hayatınızı bağışlar, sizi en yakın cezaevine bırakırım. Yoksa teker teker Öleceksiniz” dedi. Kızgınlıkla gerisin geriye gittiler. Sonra, kaptan hepimizi mevzilere yerleştirdi ve nasıl savaşacağımızı anlattı.
Nitekim, çok geçmeden dört bir yandan ateş etmeye başladı­lar. Hızla, bulunduğumuz yere doğru ilerliyorlardı. Artık kavga, kılıç ve tabanca ile oluyordu. Sonuçta, bizden üç, onlardan altı kişi ölmüştü.
Kaptanın yarası pek ağır değildi. Doktor, onun yarasını sar­dıktan sonra, dışarı çıktı. Anladığım kadarıyla, Benjamin Gunn’u bulmaya gitmişti. Ben de, yanıma iki tabanca, mermi ve peksimet alarak, kafamdaki planı gerçekleştirmek için kimseye söylemeden dışarı çıktım. Söyleseydim, bırakmazlardı. Niyetim kıyıya kadar gitmek ve bağlı olan geminin halatlarını kesmekti. Kayığa bindim ve sessizce gemiye yaklaşıp, halatı kestim. Gemidekiler farkına varmamışlardı. Aniden, aklıma gemiye çıkıp ve onların sarhoş-hıklarından faydalanarak gemiyi ele geçirmek geldi. Bir yolunu bulup gemiye çıktığımda, ortalıklarda kimseyi göremedim. Sonra, kilere doğru ilerlerken yerde yaralı yatan Hands’ı gördüm. Belli ki, diğer korsanlar tarafından yaralanmıştı. Onunla konuşup, anlaştım. Hands’m yaralarını sardım ve onun yönlendirmesiyle gemiyi Define Adası’na doğru yönlendirerek gitmesini sağladım. Yalnız, Hands’un yüzündeki ifadeyi hiç beğenmiyordum. Nite-kim bir müddet sonra, gemimiz karaya oturduğunda, sinsice arkamdan saldırdı. Hatta beni bıçakladı da. Ben de iki tabancamı birden ateşleyerek onu öldürdüm.
Yaramdan dolayı acılar içerisinde kıvranmama rağmen, ge­mide tehlike kalmadığı için rahattım. Kayalara çarptığı için yan yatmış bulunan gemiden çıktım ve yürüyerek kıyıya vardım. Amacım, kaîedekilerîn yanma varmaktı. Bizimkilere sürpriz yapmak için sessizce içeri girmiştim ki kendimi birden bire kor­sanların ortasında buldum. Korsanlar, kütükten evi ele geçirmiş­lerdi. Silver, alaycı bir şekilde “Demek döndün ha, Jack” diyordu. Bir şey vardı ki, benim diğerlerinden ayrılmış olduğumu zanne­diyorlardı. Sevindirici başka bir şey daha vardı ki, doktor, kaptan ve diğerleri ölmemiş, korsanların dediğine göre, onlarla anlaşarak her şeyi bırakıp, ayrılmışlardı.
Ben de, bütün gelişmeleri, geminin durumunu ve ölen adam­ları anlatarak, onlara meydan okur bir şekilde, dediklerimi yapmalarını söyledim. Bazı korsanlar üzerime saldıracaklardı ki Sİlver bırakmadı.
Sonra olaylar şöyle gelişti: Hep birlikte defineyi kazmak için gittik. Kazdığımız yerde, define falan yoktu. Birisi, daha Önce, bulmuş ve götürmüştü. Silver bana bir tabanca verdi ve hazır olmamı söyledi. Nitekim biraz sonra, ağaçların arasından korsan­ların üzerine kurşun yağmaya başladı. ,
Biraz sonra, korsanların üçü Öldürülmüş, ikisi ise kaçmıştı.
Meğer, Silver ve doktor anlaşarak planları yapmışlar. Benjamin Gunn’da bu plandaki rolünü çok güzel oynamış. Hazi­neyi oradan çıkarıp, kaldığı yere götüren de Benjamin’den başkası değilmiş.
Ertesi sabah erkenden toplanma hazırlıklarına başladık. Her millitenin parası ve altını mevcuttu. Tam üç gün, paralan çuvalla­ra yerleştirrhekle geçti. Kaçan korsanların adada bırakılması, yan-lanna yiyecek ve erzak verilmesi kararlaştırıldı. Sonra da demir alarak yola koyulduk. Birkaç gün sonra güzel bir körfeze girerek, demir attık. O günün, gecesi, Silveç yanına bir miktar para da alarak gemiden kaçtı. Bir bakıma iyi de oldu.
Bu limanda bir hafta kaldıktan sonra, rahat bir yolculuk ya­parak Bristol’a vardık. Paralan, ve altınları aramızda paşlaştık. Ben, annemin yanma gelerek, tekrar hanı işletmeye başladık. Tabii ki artık işleri hizmetçilerimiz görüyordu.

Kitabın Kahramanları:
JIM HAWKINS: Bu öykünün kahramanı Jim Hawkins,”Admiral Benbow hanını İşleten bir ailenin oğluydu.Olaylar onu bir adaya sürükledi ve ünlü korsan “Kaptan Flint’in definesini bularak zengin oldu.
BİLLY BONES: Yaşlı Kaptan,ünlü korsan “Flint’in adamlarından biriydi ve Flint’in definesinin haritası da elindeydi.Ancak definenin bulunduğu adaya yolculuk yapmaktan korkuyordu.Çünkü Flint’in tayfası,haritanın Bill’de olduğunu biliyordu.
BLACK DOG: Bill’i saklandığı Admiral Benbow hanında bulunan Flint’in tayfasıydı.Amacı Billi öldürüp elindeki haritayı almaktı.Harita Korsan Flint’in hazinesinin gizlendiği adanın haritasıydı.
PEW Black Dog Bill’den haritayı almayı beceremeyince Bill’in ikinci ziyaretçisi de Pew oldu.Pew kördü ancak Bill’i korkudan öldürecek kadar da ürkütücüydü. Pew Bill’e üzerinde siyah bir nokta bulunan bir kağıt verdi;bu onun ölüm emriydi…
KAPTAN DANCE Yörenin güvenliğinden sorumlu İngiliz subayıydı.Dance, Jim ve annesini korsanlardan kurtarmıştı…
DR. LİVESEY:Öykünün gerçek kahramanlarından birydi.Jim ve Trelawney ile birlikte define için adaya yolculuğa çıkmaya karar veren üç kişiden biriydi.Yolculuk boyunca,aklı ve cesareti ile defineye kavuşmalarında önemli bir rol oynadı.

SQUİRE TRELAWNEY: Trelawnwy devletin yetkili kişisiydi. Soylu biriydi.
KAPTAN SMOLLETT: Squire Trelawney yolculuk için Bristol’a giderek iyi bir gemi kiralamıştı.Geminin Kaptanı olarak da Smollett’i tutmuştu.Önce Silver yüzünden aralarında anlaşmazlık çıktı.Ama Kaptan tecrübeli bir denizciydi ve haklıydı…

LONG JOHN SİLVER: Silver Korsan Flint’in tayfasıydı ve defineyi biliyordu.Define adasına gelişi de ilk değildi.Önce tayfayı kışkırtıp isyana kalkışan Silver,daha sonra Jim’in hayatını kurtaracaktı…

ISRAEL HANDS: Gemini ikinci kaptanıydı.Önceleri Hands ile Silver arasında bir bağlantının olmadığı sanılıyordu.Oysa Hands,Silver’ın planını biliyordu ve Jim onunla ölüm kavgasına girdi…

BENN GUNN: Korsan Flint’in tayfalarından biriydi ve saklı define için adaya gelen ilk ekipte bulunuyordu.Defineyi bulamayınca arkadaşları onu cezalandırdı ve adada bırakarak gittiler…

Konu İle Alakalı Başlıklar: , , , , , , , , ,

“ Define Adası - Robert Louis Stevenson” için 79 Yorum Yapılmış;

  1. melek ve sözü | Eylül 9th, 2008 | 10:59

    harika tuttum onu yyha siize tavsiye ederim

  2. beyza | Eylül 22nd, 2008 | 12:52

    bnce güzel bir kitap ama sıkıcı yha çok uZUN BİDE

  3. duman | Eylül 23rd, 2008 | 09:49

    kitap sıkıcı yha yazmak zor insanın kolu ağrıyor beyann

  4. hilall | Eylül 24th, 2008 | 05:07

    ya çhok süfey ya gerçekten saolun emeğe saygı :):)

  5. seymanur | Eylül 25th, 2008 | 04:14

    bu kitabı herkese tavsiye ederim yha cok güzel acıklanmıs :):):)=)

  6. esma | Eylül 25th, 2008 | 12:00

    ben bu kitabı hiç okumak istemiyordum ama gerçekten sürükleyici bi kitap ama genede okumazdım mecbur kaldığım için okuyorum

  7. GAMZE | Ekim 3rd, 2008 | 04:56

    yha bence gsel bir hikaye değil bazen sürüklüo bazen sıkıntıdan patlıom öğretmenler okucaksınz demeseydi asla okumazdm özet çıkarmm gerekio ve bu özet çooooook kısa biraz dha uunolsa olmamı snki:@

  8. ZORUNLU... | Ekim 3rd, 2008 | 07:36

    “esma”ya katılıyorum.bnde zorunda olduğum içn okuyorm..zaten en sevmediğim şeylerden birisi de kitap konusunda KISITLANMAK…

    Siteye verdiği hizmet için teşekkür ederim…Okumak istemesem bile bir DÜNYA KLASİĞİ hakkında fikir edinmiş oldm.

  9. emre | Ekim 3rd, 2008 | 12:01

    kitap güzel ve maceralı

  10. oğuzhan | Ekim 4th, 2008 | 02:15

    Çok güzel kitap

  11. gülfidan | Ekim 4th, 2008 | 02:38

    çok güzzel bir kitap.hazırlayanlaa çok teşekkür edrim.insanın okudukça okuyası geliyo.maccera kitapları zaten çok süperrrrr

  12. **.HeaD_HuNTeR.** | Ekim 5th, 2008 | 05:05

    ck gusel bi paylasım cok tşk ederim

  13. K@DER | Ekim 5th, 2008 | 06:32

    pff bu ne yha öğretmenlerin werdiği kitaptan başka nasıl olmasını beklersinis choq sıqıldm okurken

  14. gökhan | Ekim 5th, 2008 | 08:06

    bence çok güzel maceracı herkezin okumasını tavsiye ederim bize türkçe öğretmeni dedi yoksa okumazdım ama iyiki demişler güzel ben :D:D

  15. mc sena | Ekim 6th, 2008 | 07:41

    kimseye tavsiye etmem sarmadı beni gzl bi kitap diil kadere katılıorum

  16. mc sena | Ekim 6th, 2008 | 07:42

    kısaca iğrenç bi kitap şeytan yemini ,kızıl nehirler,konuş benimle angel,siz adamı ölmekten güldürürsünüz,oma,büyük umutlar bunları okumanızı tavsiye ederim harika kitaplar :D bu arada RAP RAP RAP

  17. ... | Ekim 6th, 2008 | 11:06

    iğğğğğğğğrrrrrrreeeeeeennnnnnnçççççççççç………………….

  18. burcu | Ekim 7th, 2008 | 05:37

    bende zorunlu olduğum için okudum çok iğren günde 1 sayfayı anca okuyodum

  19. birkan | Ekim 7th, 2008 | 05:54

    çok güzel
    olmuş

  20. şirin kz | Ekim 9th, 2008 | 04:31

    mrb arkadaslar bn yeni yazıyom ya aslında define adası gzl bi kitap ama ainanırmsnız sadece yarısına kdr okudm ama naparsn ödew oldugu içn bnde özetini okumak zrnda kaldm yaaaaaa

  21. ayşenur | Ekim 9th, 2008 | 14:05

    de özetlikten çıkmışş bu yani özet yanmında halt kalır ama isal haltı nese ama çok uzun ki bunla uğraşsın ki me_cure_@hotmail.com

  22. sanane | Ekim 12th, 2008 | 08:30

    yha bi size özet dioz siz nerdeyse kitabı yazıonus ama yinede güsel :D:D:D:D

  23. admin | Ekim 12th, 2008 | 08:43

    Arkadaşlar bu kitabın daha kısa bir özeti çok kısa zamanda yayınlanacaktır… Ancak eğer ödev yapıyorsanız önce mutlaka okuyun kitapları sonra yardım amacıyla özetleri okuyun..

  24. BECKLLA | Ekim 12th, 2008 | 11:53

    bundan iyisi galatasarayın küme düşmesi o derece güsel olmuş:D:D–:P:P

  25. nlqn | Ekim 12th, 2008 | 11:54

    evt kitabı okumadan özeti direk geçirmemk lazım zaten buradan direk geçirince öğretmenler anlıyor biliyorlar kendi cümllerimzle daha güzelleştirebiliriz!bu arada çok özet çok güzel olmuşş teşekkürler elinize sağlık…

  26. qwe | Ekim 12th, 2008 | 23:01

    k.bakmayin ama biraz kotu olmus ozet

  27. DENİZ | Ekim 13th, 2008 | 07:42

    kitabın özetini yazan kişi valla çok teşkür beni büyük bi dertten kurtardın

  28. göksu | Ekim 13th, 2008 | 11:24

    sper……….!!!!!!!!

  29. göksu | Ekim 13th, 2008 | 11:27

    özet manyaq uzun geeeeeel kitabı geçir abi yha bu alah kahretmie böle türkçecii:@

  30. aleyna | Ekim 15th, 2008 | 03:41

    üff çok sıkıcımış ya oku oku bitmior

  31. isyankar | Ekim 15th, 2008 | 07:16

    ya ben kitabı yarısına kadar okudum ödev olduğu içim ama yarısı bile güzeldi

  32. esraaa | Ekim 16th, 2008 | 07:17

    çok güsel bi kitap okumanızı tavsiye ederim desem asla ve asla inanmayın bu kitap için bu sözleri benden asla duyamazsınız iğrenç bir kitap

  33. elif_kitapkurdu | Ekim 18th, 2008 | 04:26

    ben bu kitabı okudum özeti böyle değildi ama biraz değil fazla benziyo sadece birkaç değişiklk var o kadar ok ok ok byby

  34. _furkan_ | Ekim 19th, 2008 | 05:40

    çok tnx you

  35. esinn | Ekim 20th, 2008 | 05:43

    hec okumadım bi kıtap ama hocalar bujndan not werınce mecbur okuyosun.neyse bn işime yarayanı buldum zati ellerınıze saglık çoqqqqqqqqqq tşk edrimmmmmmm xd =)

  36. GİRL | Ekim 20th, 2008 | 06:49

    ya bencede bu kitap çok sıkıcı ve uzun u kitabı zorunlu oluğum için okuyorum bu kitabı siktir edin

  37. fatmanur | Ekim 20th, 2008 | 09:14

    diğer siteyede yorum yazmıştım okuyunca güzel olursa tekrardan yorum yazmayı düşünüyodum be nde okudum ve beğendim tekrardan bu kitabı yazanalara ve basanlara çok teşekkür ederim emeği geçen herkese teşekkürler

  38. ÖZHAN | Ekim 21st, 2008 | 09:35

    çok super begendım

  39. esra | Ekim 21st, 2008 | 09:59

    ben özetini istemedim be çok kötü

  40. mert | Ekim 22nd, 2008 | 05:35

    BENCE HARİKA BİR KİTAP HERKEZE TAVSİYE EDERİMMMMMMMMMMMMM

  41. damla | Ekim 25th, 2008 | 06:53

    keşki her site böyle olsan sürer bir site

  42. damla | Ekim 25th, 2008 | 07:09

    çok süfee bie site beğendmmm xd xs x;

  43. rümeysa | Ekim 25th, 2008 | 08:09

    yha saygılı çok sevgili görevliler siz öğrenci olmadınız mı ne bu böle bu özet halimi… kitabı okurken çhooooqqqqqq sıkıldm napalım hocalar mazur görün özet okuycas rıbert louıs stevenson sende kusura kalma:D:D

  44. esra | Ekim 26th, 2008 | 03:21

    hayda atilla mayda ya ben bu kitabın özetini yazılıda çıkacak diye okumak istedim….biraz belli etmeseydiniz özet olduğunu ya…..pehhhh!!!

  45. gamzelim | Ekim 26th, 2008 | 04:45

    süper kitap 1 saatte okuyup ödevimi yaptım kim yazmışsa bu ödevi saolsun :d

  46. cisil | Ekim 29th, 2008 | 05:40

    odev olmasa asla okumam ama yine emege saygııııııııı

  47. haktan | Ekim 29th, 2008 | 12:30

    peehh saygısızlık yapmayın çok biliyosanız gelin kendiniz yazın zaten bu tiplerden nefret ederim

    site bizi bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederiz

  48. haktan | Ekim 29th, 2008 | 12:31

    esra millete saygısızlı yapacağına kendisi yazsın

  49. onur | Ekim 31st, 2008 | 08:54

    offffffffff ben varya bu türkce dersin

  50. TUGCE | Ekim 31st, 2008 | 13:16

    of bu resmen kitabın tamamı fln yha of biras daha kısa olabilirdi (okulda kitap okuma yarışması var 1.ciye laptop 2ye fotograf makinası fln vriolr o yüzden yoksa kitp ve ben birbirine çok uzak:))))))))))

  51. ayşe | Kasım 1st, 2008 | 06:29

    daha kısası yok muydu.okudukça insan bıkıyor size önerim……….

  52. büşra | Kasım 1st, 2008 | 06:59

    site güzel ama 100 temel eser diyorum 3-5 tanesinin özeti war
    ödev için diil de kitabı tanımak istiyo insan…

  53. selin | Kasım 2nd, 2008 | 13:21

    nan bu ne kaçırılan çocuq dedim define adası çıqtıı..

  54. selin | Kasım 2nd, 2008 | 13:23

    of yha bu ne kardesim bi özet dediq ne cıqtıı :)

  55. selin | Kasım 2nd, 2008 | 13:23

    :@

  56. yunus emre | Kasım 3rd, 2008 | 05:57

    çokkkkkkkk güzelllllll bir kitapppppppppp!!!!!!!!!!!!

  57. sheccer cikom | Kasım 3rd, 2008 | 09:15

    her şeyden kitap okumak çok güzel herkes kitap okumalı fakat hoşuna gitmeyen kitapları okuyup sonra ben kitap okumayı sevmeyi aynı zamanda çok güzel bi kitap:)yaş 14 sheccer_cikom@hotmail.com

  58. p1n4r... | Kasım 3rd, 2008 | 11:56

    bHén şahsén aciL ödévim 0Lmasa bu özéti 0quma zahmétiné girmem…:D

  59. mystery_rap | Kasım 3rd, 2008 | 16:45

    yha iğRenç öTesİ bİşi bU yHa sıRf turKçe deN duşUk aLıCağImı bılmesem aSLa yuzuNE bkmayacaĞıM bİkiTap baŞk a kıTap KalmaDı saNki öDew olrAk veRil.ecek offFfF oFfff yakTın benı tuRkçCi

  60. miray | Kasım 4th, 2008 | 11:25

    dogrusunu sölemek gerekirse sıradan olmuş

  61. miray | Kasım 4th, 2008 | 11:27

    hiç kimseye tavsiye etmem okuyanlarda sonradan pişman olacaklardır eminjim b ence pişman olacagınız için lütfen okumayın size yalwarıom

  62. muro | Kasım 4th, 2008 | 11:44

    öfff bitirene kadar dötüm yrtldı annemin zoruyla olmasaydı EDİT okkurdum

  63. MERVE | Kasım 5th, 2008 | 13:46

    ya bune yaaaaaaaaa iğrenç bence oku oku cnm çıktı

  64. başak | Kasım 6th, 2008 | 10:34

    bence çok güzel bir hikaye her vatandaşın okumasını isterim hayatım da bu kadar güxel bir hikaye kitabı görmedim bu yazar çok güzel kitaplar yazıyor kendisini tebrik eder başarılarının devamını dilerim

  65. zafer | Kasım 9th, 2008 | 06:42

    ben daha büğün aldım sayfa 20 deyim 20 sine kadar okudum hoşlandım çok güzel bir kitap

  66. zafer | Kasım 9th, 2008 | 06:44

    mütiş

  67. zafer | Kasım 9th, 2008 | 06:45

    gs gs gs keşke galatasarayı anlatan bir kitap olsa

  68. zafer | Kasım 9th, 2008 | 06:48

    ben gsli gs gs gs gs gs gs cimbom cimbom cimbom cimbom cimbom gs kevel baroş arda servet meria nonda desantis ümit gs hariç ülkede en sevdigim oyuncu hem gs deki oyuncular hemde c.RONALDO

  69. selin | Kasım 9th, 2008 | 07:49

    hiç ardığımızı blamıyoruzz

  70. selin | Kasım 9th, 2008 | 07:50

    siteyi biraz geliştirin LÜTFENNN…

  71. selin | Kasım 9th, 2008 | 07:50

    ama tanıtım SÜPEEEER…

  72. seli | Kasım 9th, 2008 | 07:54

    ya bu ne yaaaaaaaaaaaa

  73. sezgin igüş | Kasım 9th, 2008 | 08:05

    nasıl bi kitap oldunu anlamadım güzelmi delmi ama ödw olmasaydı kesinlikle okumazdım

  74. hande | Kasım 10th, 2008 | 12:03

    hehehe gördük senin cimbbomunu zafer benim fenerbahçe’m size 4 çekti beeeeeeee

  75. fıat | Kasım 13th, 2008 | 12:49

    müthişşşşşşşşşş:D:D:D:D:D

  76. özge | Kasım 13th, 2008 | 14:41

    bence çok iyi bir kitap bence bunu her türk genci okumalı

  77. duMANyak | Kasım 14th, 2008 | 07:18

    abi bu türkçeciler biz üğrencilerin içine ediyo walla çalışma kitabını 1 haftada bitir dese yaparım ama bu özet tam bi işkennnnceeeeeeeeeeee kafayı yiyecem ünitenin başlarında bunlaı veriyosa ortası ve sonlarında ne verecek offffffffffff offfffffffffffffffffffffffff

  78. DERYA | Kasım 17th, 2008 | 09:28

    COK SACMA

  79. hKAN | Kasım 18th, 2008 | 06:49

    bu ne uzun özett.
    özeti buysa tamamı ne kadar acaba????
    hiçç yazman abıcım cokk uzunnn yawww

Leave a Reply