Acımak-Reşat Nuri Güntekin

acimak

Kitabın Adı:Acımak
Kitabın Yazarı:Reşat Nuri Güntekin
Kitabın Yazılma Yılı: 1928
Kitabın Yayınevi: İnkılap Kitapevi
Kitabın Basım Yılı: 1998
Sayfa Sayısı:200 sayfa
Kitabın Konusu: Acımak, duygusal bir romandır. Acımak’ta görevine bağlılığı ile tanınmış Zehra Hanım’ın trajik serüveni dile getiriliyor.

Kitabın Özeti:
Zehra, Cumhuriyetin ilk yıllarında Anadolu’da küçük bir kasabada öğretmenlik yapan, çevresince çok sevilen, hatırı sayılan bir insandır.

Okulundaki öğrencilerini en iyi şekilde yetiştirmek için büyük gayret sarfeden en küçük hataları bile affetmeyen titiz bir kişiliğe sahiptir.

Doğruluk, fedakarlık, manevi temizlik aşığı, haksızlığın, yalanın, bütün ahlaksızlıkların ve zaafların düşmanıdır. Kalbini bütün sevgi ve ümitlere kapamıştı. Başkalarının hayrı için işleyen bir makine gibidir. Bulunduğu kasabayı kendine vatan, okulu da bir aile ocağı yapmıştır.

Maarif Müdürüne göre Zehra’nın, doğruluk,temizlik ve fedakarlık hastalığı onda insanlığın en kıymetli varlığını öldürmüştü; acımak kabiliyetini…

Tevfik Hayri arkadaşı Şerif Halil’e yolun iki tarafına dikilmiş muntazam ağaçları göstererek, Zehra’nın ruhunu ve çocuklara verdiği terbiyeyi anlamak için bu ağaçlara bakmanın yeterli olacağını söyler. Zehra bahçede ne kadar cılız, çarpık ağaç varsa hepsini sökmüş, bütün emeğini kuvvetli ve güzel olanlara sarfetmiştir.

Zehra, küçük bir çocuk olarak girdiği yatılı okuldan 15 yaşında çıktıktan sonra öğretmenlik mektebine kaydını yaptırır ve öğretmen olarak hayata atılır. Zehra, ufak tefek, kara kuru fazla güzelliği olmayan bir kızdı. Buna karşılık kuvvetli bir irade sahibiydi. Çok çalışmış, çok emek harcamış kısa sürede kendini kabul ettirmiş. Genç yaşında başöğretmenlik görevi verilmişti.

Okulunu bütün imkansızlıklara rağmen kasabada görülmeye değer güzel bir yer haline getirmişti. Çocukları için her fedakarlığı yapardı; gerektiğinde minik bir çocuğun ayakkabısını bağlamak, kopuk bir düğmesini dikmek zor gelmezdi. Bu yüzden gerek kasaba halkı gerekse de amirleri tarafından sevilmekte ve takdir edilmektedir.

Bir gün Maarif Müdürü Tevfik Bey’e bir telgraf gelir. Zehra’nın babasının ağır hasta olduğu bildirilmektedir. Zehra ölmek üzere olan babasını görmek üzere yola çıkar.

Yol boyunca Zehra ailesini düşünür. İyi kalpli büyükannesini, şen tatlı bir kadın olan annesini, veremden ölen ablası Feriha’yı hüzünle hatırlar. Sarhoş, işsiz güçsüz, ailesiyle ilgilenmeyen, orada burada sürten kaba bir adam olan babası Mürşit Efendi de aklına gelir. Zehra, Mürşit Efendi’yi babası olarak kabul etmez ve soranlara babasının öldüğünü söylerdi. Hayatta kimsesiz kalmasının tek sebebi olarak babasını görürdü.

İstanbul’a geldiğinde, Eyüp Sultan semtinde babasının akrabası Vehbi Efendi’nin evini bulur. Babasını, Vehbi Efendi sokakta çok kötü bir durumda bulmuş, acıyıp evine getirmiştir. Zehra eve geldiğinde babasının ölmüş olduğunu öğrenir. Bütün ısrarlara rağmen babasının kaldığı odaya girip onu görmek istemez. Zehra odasında yalnız kaldığı bir sırada ona babasından kalan sandığı verirler. Sandığı açan Zehra bir hatıra defteri bulur. Babası bu deftere bütün hayatını yazmıştır. Bütün gece boyunca defteri okuyan Zehra, gözyaşları içerisinde yıllarca nefret ettiği, görmek istemediği babasının nasıl birisi olduğunu anlamıştı. Bu defterde;

Çok sevdiği büyükannesinin aslında müsrif ve insafsız bir kadın olduğunu, annesinin ise para ve lüks uğruna kocasına nasıl ihanet ettiğini öğrenir. Dost bildiği insanların acımasızlığını öğrenir. Dürüst,cefakar ve fedakar babasının hazin hikayesi Zehra’nın zihnini allak bullak eder.

Mürşit Efendi, siyasal bilgiler mezunu olduğunu, Anadolu’nun bir çok kasabasında memuriyet yaptığını, içindeki vatan millet sevgisini, insanlara hizmet için doğruluk ve dürüstlükten ayrılmamak için ne kadar çalıştığını, içindeki temiz duyguları ve karşılaştığı olayları yazmaktadır.

Meveddet Hanımla yaptığı evliliği, ailesinin bitmek tükenmez bilmeyen arzu ve isteklerini yerine getirmek için bütün değerlerini yitirdiğini, tam bir yıkıma uğradığını yazmaktadır.

Zehra, yıllarca arayıp sormak istemediği acımasızlıkla suçladığı babasının, kendisini kurtarmak, iyi ve ahlaklı yetiştirmek için annesinden ve yakınlarından ayırdığını anlamıştır.

Zehra, defteri okuyup bitirdikten sonra gözyaşları içinde babasının yattığı odaya gider ve babasının paçavralar içindeki cesedine sarılarak af diler.

Zehra birkaç gün sonra Anadolu’daki okuluna geri döner. Artık bir eksiği kalmamıştır. Çünkü ”acımayı” öğrenmiştir.

Kitaptaki şahısların değerlendirilmesi
Zehra: İyi bir öğretmen ayrıca azimli, dürüst, maddi ve manevi temizliğe çok önem veren bir insandır. Ancak acımayı bir zayıflık olarak görmektedir.
Makbule Hanım: Zehra’nın büyükannesi, dindar görünüşünün altında kötü, acımasız ve müsrif bir kadındır.
Meveddet Hanım: Zehra’nın annesi, para ve gösterişli hayat uğruna herşeyi yapabilecek yapıda, ailesini sefalete sürüklemiş bir kadındır.
Mürşit Efendi: Zehra’nın babası, yeni kaymakam olduğu sıralarda dürüst, çalışkan ve azimli bir gençken yaptığı evlilikle bütün hayatını karartmış ve iradesini koruyamamış zayıf karakterli bir babadır.
Feriha: Zehra’nın ölen ablası.
Necip Bey: Hayırsever ve ince ruhlu olarak gözüksede bunları çıkarları için yapan birisidir.
Şerif Halil Bey: Milletvekili, Tevfik Hayri Bey’in eski okul arkadaşıdır.
Tevfik Hayri Bey: Maarif Müdürü, işini en doğru şekilde yapmaya çalışan birisidir.

Kitabın Anafikri:İyi ve mükemmel bir insan olmak için dürüstlük,ahlak,fedakarlık kadar acıma duygusununda önemli olduğu anlatılıyor.

Kitabın Yorumu:Ben bu kitabı beğenerek okudum. Bu kitap, hayattan örnekler alınarak yazılmış ve çok sayıda öğüt ve bilgi vermektedir. İnsanları dış görünüşleri ile değerlendirmemek duygusu uyandırıyor.

Bu kitabı satın almak için tıklayınız..

yunus acar
Ekim 3rd, 2009at12:58 pm

cok guzel

Mertcan
Kasım 10th, 2009at6:35 am

Biraz daha uzun olabilirdi.

sinem
Şubat 1st, 2012at1:43 am

bunun sayesinde 152 sayfa kitap okuyup özet çıkarmıcam:)))
çok sa olun ama biraz daha uzun olabilirdi…

yaren
Şubat 9th, 2014at3:41 pm

ben buradan aynen olarak yazmadım kıtabı okuduktan sonra bu ozetıde okudum fıkır sahıbı olduktan sonra özeti yazdım ve cok güzel oldu çok teşekkürler :)))

Yorumunuzu bırakın