Anadolu Halk Edebiyatı

ANADOLU HALK EDEBİYATI, doğası gereği başlangıcı bilineme­yen, ama varlığını bugün de sürdüren sözlü geleneğin içinde oluşmuştur. Söz­lü geleneğin temelinde de şiir vardır. Şi­ir, ölçülü ve kafiyeli örneklerin dışında, şiir özelliklerini değişik oranlarda kay­betmiş olan masal, efsane, halk hikâyesi gibi anlatılarda da varlığını hissettirir.
Halk edebiyatı, sözlü gelenekte yaşa­tılan (yaratıcısı belli olan ve olmayan) bütün ürünleri kapsar. Bu ürünlerin ö-zünde örnek değerler ve ahlak anlayışı yatar. Adı bilinsin veya bilinmesin, halk şairi beslendiği kaynakların (din, gele­nek, günlük yaşam) yönlendirmesiyle ya mutlak güzelliğe (Allah) ulaşma çaba­sını (ilahî aşk) yüceltir (tekke edebiyatı), ya da günlük yaşamın güzelliklerini ve zevklerini över, acılarını dramatik dille vurgular, çarpıklıklarını yergiyle gözler önüne serer (âşık edebiyatı).Yaratıcıları belli olmayan sözlü gele­nek ürünlerini kapsayan anonim halk e-debiyatı, hem biçim hem de içerik yö­nünden halk şairlerinin esin kaynağıdır. Bireysel yaşantının toplumsallaşmış örnekleri olan anonim ürünler, çeşitli düzeylerde iletişim sağlamakla işlevini yerine getirdiğini kanıtlar. Anadolu hal­kının dünya görüşü yanında, estetik modelleri de bu ürünlerle temsil edilir.
XIX. yy’ın ikinci yarısından sonra di­van edebiyatına tepkiler yoğunlaşırken, halk edebiyatından nasıl yararlanılabile­ceği de tartışılmaya başlamıştır. Nite­kim, XX. yy’ın başında edebiyatın ulu-sallaştırılması ve çağdaşlaştırılması ça­lışmaları sırasında halk edebiyatının bi­çim (koşma, hece ölçüsü), tür (halk hikâyesi, efsane, destan…) ve dilinden de, edebiyatta geleneği değerlendirme anlayışı çerçevesinde yeni bir yaklaşım­la yararlanılmıştır.

Yorumunuzu bırakın