Destan

Destanlar, olağanüstü ile gerçeği, efsaneyle tarihi kaynaştırarak, kahramanlık olaylarını veya kimi büyük toplumsal olaylan manzum biçimde dile getiren ürünlerdir. Sözlü gelenekte oluştuğu, ku­şaktan kuşağa ozanlar aracılığıyla aktarılırken az veya çok değiştiği veya kimi zaman destanı yaratan topluluk egemen bir topluluğun içinde yok olduğu için, destan metinlerini eksiksiz olarak top­layabilmek mümkün olmaz. Eski Türk destanlarının, yazıya çok sonradan geçirildiği için, eksiksiz metinleri bulunamamıştır. Ancak bu destanların konu özetlerine veya kimi parçalarına Çin, Fars, Moğol, Arap ve Türk kaynak­larında rastlanır. 5 —-Oğuz Kağan Destanı. Türk destan geleneğinde, özet biçiminde de olsa, bilinen en eski destan metni Oğuz Kağan Des-tam’dır. Oğuz Türkleri’nin sözlü geleneğine dayanılarak XHI. veya XIV. yy’da Uygur alfabesiyle yazıya geçirilmiş olan Oğuz Kağan Destanı, masal ile tarihin henüz iç içe olduğu dönemin izlerini taşır: Oğuz Kağan kırk gün içinde büyür, delikanlı olur; fizik ve akıl gücünü gösterip ormandaki canavarı (gergedan) öldürüp kahramanlığını kanıtlar. Oğuz Kağan’ın önce bir ışığın içinde görüp sevdiği kızdan üç oğlu (Gün, Ay, Yıldız), bir gölün or­tasında görüp sevdiği kızdan da üç oğlu (Gök, Dağ, Deniz) dünyaya gelir. Oğuz Kağan dünyaya egemen olmak için bir kurdun kılavuzluğunda pekçok ülkeye savaş açar, bu ülkeleri kendine bağlar. Başarılarından olayı beylerine Kartuk, Kıpçak gibi adlar verir; onların soyundan aynı adı taşıyan Türk boyları türer. Uluğ-Türk adlı bilgenin tavsiyesine uyup ülkesini oğullan arasında paylaştırır. Oğuz Kağan Destanı, Hun-Oğuz destanlarının bir parçasını oluşturur. Destanın,Türklerin Islamı benimseme­lerinden sonra bu dine özgü motiflerin yer aldığı versiyonlan oluşmuştur (Oğıızname).

Yorumunuzu bırakın