Heinrich Theodor Böll-Kimdir-Hayatı-Biyografisi



( 21 Aralık 1917, Köln – 16 Temmuz 1985, Bonn yakınları)

Alman öykü, roman ve deneme yazarı. Savaş sonrası Alman edebiyatının en önemli temsilcilerindendir. İçinde yetiştiği Katolik çevre, doğduğu Ren bölgesi (özellikle Köln kenti), I. Dünya Savaşı sonrasının yokluk yılları ile II. Dünya Savaşı ve sonrası, bütün yapıtlarını etkileyen öğeler olmuştur.Bir marangozun oğlu olan Böll, liseyi bitirdikten sonra bir süre bir kitapçıda çalıştı. 1938’de üniversite öğrenimine başladıysa da, 1939 yazında askere alındı. II. Dünya Savaşı’nın çeşitli cephelerinde savaştı, birkaç kez yaralandı. Bir süre cephe gerisinde görev yaptı, 1945’te Köln’e döndü. Savaştan sonra bir yandan Alman dili ve edebiyatı öğrenimini sürdürdü, bir yandan da çeşitli işlerde çalıştı. İlk öyküleri 1947’den sonra dergilerde yayımlanmaya başladı. Ölümüne değin Köln ve çevresinde, bağımsız yazar olarak yaşadı. 1972’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı.Savaşı ve savaş sonrasının acılarını yakından yaşayan Böll’ün, bütün yapıtlarına bu yaşantıları yansımıştır. Öykü ve romanlarında anlattıklarıyla Alman edebiyatında bir “geri dönüş ve yıkıntı” tarzının oluşmasına büyük katkısı olmuştur. Bu konular dışında Nasyonal Sosyalizmi, savaş sonrası refah toplumunu, siyasal sistemi, Kilise’yi, bazen de tek tek kişileri ağır ve alaylı bir üslupla eleştiren Böll, kendini “insanlığa angaje bir yazar” olarak tanımlar. Yapıtlarında, toplumun söz sahibi kesiminden gelmeyen yoksul, sıradan kişileri anlatır. Ezilseler, acı çekseler bile insanlıklarını koruyup sürdürebilenlerle, başarılı olmuş, ama insanlıklarını yitirmiş kişiler arasındaki karşıtlığı sergiler.İlk dönem yapıtları. Böll’ün daha çok savaşı ve savaşın ardında bıraktığı yıkıntıları anlattığı yapıtlarının ilki. Der Zug war püriktlich’dir (1949; Trenin Tam Saatiydi, 1967, 1972). Anlamsız yere ölüme giden askerlerin alınyazısını konu alan bu yapıtında olduğu gibi, Böll öbür yapıtlarında da doğrudan savaşı anlatmak yerine, katılmak zorunda bırakıldıkları savaşı gönülsüz sürdüren insanların korkularını, nefretlerini ve savaşın onların alınyazılarını nasıl çizdiğini gösterir. Wanderer kommst du nach Spa… (1950; Yolcu, Yolun Düşerse Spa’ya…) adı altında bir araya topladığı kısa öyküleri savaş alanlarında değil de, okuldan bozma geçici hastanelerde, tıklım tıklım askerlerle dolu trenlerde, istasyonlarda, bombalanmış kentlerde geçer ve yoksul bölgelerdeki küçük insanların çektiği acıları dile getirir. Doğrudan doğruya savaş yıllarını anlattığı bu yapıtları arasında yer alan Wo warst du Adam? (1951; Ademoğlu Nerdeydin?, 1966, 1982) adlı ilk romanının kahramanı da tek bir kişi değil, genel anlamda acı çeken insandır. Romanda savaşın anlamsızlığı, hatta saçmalığı dile getirilir.Savaş sonrasını konu alan yapıtları. Böll’ ün bu ikinci dönem yapıtlarında savaş (artık bitmiş olsa bile), insanların bundan sonraki yaşamını belirleyen başlıca etken olmayı sürdürür. Böll bu yapıtlarında savaşı, kahramanlarının anıları biçiminde, dolaylı olarak ele alır. Onu artık öncelikle savaş sonrasının sorunları ilgilendirmektedir. Bu günlerin en belirgin özelliği yurtsuzluk, işsizlik, evi barkı olmama duygusudur. Savaş sonrası ekonomik bunalımın yarattığı ev kıtlığı, savaş dul ve yetimlerinin barınma sorunu, bunun birlikte getirdiği toplumsal ve ahlaksal sorunlar aile kurumunu tehlikeye düşürmektedir. Bu kişilerin karşısında sanki hiç savaş olmamışçasına rahat ve konforlu bir yaşam süren, çoğunluğunu eski savaş suçlularıyla Nazilerin oluşturduğu bir grup insan yer alır. Her şeyi unutmuş gözüken bu insanları Böll taşlama yoluyla eleştirir. Die schwarzen Schafe (1951; Kara Koyunlar) ve Nicht nur zur Weihnachtszeit (1952; Yalnız Noel Zamanı Değil) bu taşlamalardandır. Ama Böll’ün bu ikinci dönemini belirleyen başlıca dört yapıt vardır. Und sagte kein einziges Wort (1953; Ve O Hiçbir Şey Demedi, 1966, 1991) adlı roman evlilik sorununu, evsizliği ve temelden yoksun büyük kent insanım konu alır. Benzer sorunların işlendiği Haus ohne Hüter’de (1954; Babasız Evler, 1971, 1984) savaş sonrasının güçlükleri, özellikle de annelerinin sürmek zorunda kaldığı yaşam, babalarını savaşta yitirmiş iki çocuğun bakış açısından yansıtılır.

Yorumunuzu bırakın