Küçük Ağa – Tarık BUĞRA

kucuk_agaKitabın Adı:KÜÇÜK AĞA
Kitabın Yazarı: Tarık BUĞRA
Kitabın Yazılma Yılı:1966
Kitabın Yayınevi: İletişim Yayınları
Kitabın Basım Yılı: 2003
Sayfa Sayısı:479
Kitabın Konusu: : Birinci Dünya Savaşı sonmucunda Osmanlı Devleti önceki gücünü,etkisini kaybetmeye başlamış,isyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştür.Bu kitapta ise , bir Anadolu kasabası olan Akşehir’den yola çıkılarak ,kurtuluş mücadelesinin bir bölümü anlatılmaktadır.Olaylar Akşehir’in bir kasabasında başlar ve gelişir.

Kitabın Özeti:
Birinci Dünya Savaşı, Mondros Analaşmasının imzalaması ile sona erer. Türk milletinin eli kolu bağlayan bu anlaşma çok ağır şartlar içeriyordu. Devletin merkezi İstanbul başta olmak üzere, Türk vatanı bölge bölge yabancı devlet askerleri tarafından işgal edilir. Ülkeyi yöneten insanlar, bir çıkış çaresi bulamaz. Millet; tedirgin, karamsar ve ümitsizdir. Birinci Dünya Savaşı’nda çeşitli cephelerde vuruşmuş gâziler, birer birer ana evine dönerler.
1919 yılının Akşehir’i Anadolu’daki herhangi bir kasaba, vilayet gibidir (Akşehir Anadolu’yu temsil etmek için kullanılabilir yani). Anadolu’nun diğer köy ve kasabalarında olduğu gibi Akşehir’de de bir beklenti vardır. Her ev; cepheden dönecek evladını, kocasını, babasını, kardeşini, yeğenini, nişanlısını bekler. Akşehir, savaşı kaybetmenin derin sessizliğini yaşar. Bu sessizliği bozan Gâvur mahallesindeki Yorgo’nun, Minas’ın meyhanelerinden gelen sevinç naralarıyla karışan müzik sesleridir.
Büyük savaştan sonra Akşehir’e ilk gelenlerden biri de Salih’tir. Salih, Arabistan çöllerinde sağ kolunu kaybeder. Ayrıca, yüzünün sağ tarafı da, savaşta aldığı şarapnellerle yok gibidir. O, üzgündür. Keşke, Akşehir’e bu şekilde gelmeseydim, diye düşünür. Çolak Salih’i ilk karşılayanlar biri çocukluk arkadaşı Niko’dur. Ama, Niko, eski Niko değildir. Eskiden, Niko gibi Rum ve Ermeniler, “Osmanlı” olmaktan gurur duyardı. Şimdilerde ise o, “Rum” olmanın gurur ve heyecanı içindedir. Niko’nun Salih’i karşılamasındaki amacı, ondan üstün olduğunu belgelemektir. Çünkü, yıllar öncesinde Salih, hep Niko’ dan üstün olmuştu. Şimdi, ise Niko, Salih’ten üstünlüğünü gösterecek, böylece ondan intikamını alacaktır.
Niko, Salih’e yeni ayakkabı ve yeni elbiseler alır. Onu, babasının meyhanesine götürür; beraberce içerler, eğlenirler. Bu eğlenceler sonraki günlerde de devam eder. Salih, bu durumdan çok memnun değildir; içinde bilemediği bir sıkıntı vardır. Çözmeye çalışır, ama gücü yetmez. Bu hâlini gören Türk arkadaşları, komşuları ise ondan nefret eder. Hatta, annesi bile Salih’e tahammül edemez; o da eski Salih’ini arar.
Akşehir’e İstanbullu Hoca (Mehmet Reşit Efendi) lâkabıyla biri gelir. İstanbul Hükûmeti tarafından gönderilen bu kişi, camide Kuvayı Millîye aleyhinde vaazlar verir. İstanbullu Hoca; bilgili, bilinçli, dürüst, cesur ve samimî biridir. Yalnız, İstanbul’da dönen dolapları, İstanbul Hükûmeti’nin İtilaf Devletleri ile olan ilişkisini yanlış değerlendirir. O, doğruduna doğruya Padişah ve Halife’ye olan samimî sevgi ve saygısından dolayı Kuvayı Millîye’yi bir nifak çetesi olarak görür. Hitabeti güçlü ve mantıklı konuşması ile Akşehirlileri çevresinde toplar. Pek çok Akşehirli, onun açıklamaları doğrultusunda Kuvayı Millîye’yi kötü görür. Sonunda da, Kuvayı Millîye tarafından hakkında “vur emri” çıkarılır.
Salih; bir gün sessizce gittiği Rum meyhanesinde Rumların toplantı yaptığını görür ve onların konuşmalarını dinler. Papazın başkanlığında toplanan Rumlar, Anadolu’da kurulmasını istedikleri Rum Pontus Devleti’yle ilgili senaryolar çizer. Konuşmaların en ateşli taraftarı da Niko’dur. Salih, beyninden vurulmuş gibidir. Ne yaptığını, ne yapacağını bilemez. Kendinden utanır. Sonunda karar verir. Tek koluyla da olsa o da bir Kuvayı Millîyeci olacak ve diğer düşmanlarla olduğu gibi Niko gibileriyle de savaşacaktır. Silâh talimleri yapar. Usta bir atıcı olur ve Kuvayı Milliyeciler’in arasına katılır.
Öbür taraftan İstanbullu Hoca, Emine adlı güzel bir kızla evlenir. Fakat, Kuvayı Millîye’nin hakkında çıkardığı “vur emri” nden haberi olduğu için hamile karısını bırakarak Çakırsaraylı’nın çetesine katılır. Sakalını keser ve onlardan biri olur. O, artık “Küçük Ağa”dır. Onun İstanbullu Hoca olduğunu bilen çok azdır. Bunlardan biri de Salih’tir. Salih, Küçük Ağa’yı samimiyetinden ve dürüstlüğünden dolayı çok sever, onun yanından ayrılmak istemez. Sonunda Küçük Ağa; Salih’in de yardımıyla Çakırsaraylı’dan ayrılır ve tek başına bir çete kurar. Artık o da, Kuvayı Millîye’nin amaç ve ilkelerini benimsemiş, ateşli bir Kuvayı Millîyeci’dir.
Pek çok kimsenin İstanbul’a kaçtığını düşündüğü İstanbullu Hoca, Küçük Ağa adıyla Çerkez Ethem’in Kuvvetleri’ne katılır. O sıralar, Çerkez Ethem ve kardeşleri birer Milllî Mücadeleci’dir. Sonraları ise, Batı Cephesi Komutanlığı ile araları açılan Çerkez Ethem ve taraftarları, ayrı bir yol çizer. Bu durumda Küçük Ağa, Ankara’ya bağlılığını devam ettirir; gizlice tuzaklar kurar, Çerkez Ethem ve Tevfik Bey’in düzenli orduları çökertme ve Millî Mücadele aleyhindeki plânlarını bozar.
Küçük Ağa, yanında bulunan Salih’i Akşehir’e gönderir. İki amacı vardır. Birincisi, Çerkez Ethem ve arkadaşlarının faaliyetlerini Kuvayı Millîyeciler’den Haydar Bey’e bildirmek; ikincisi ise Akşehir’de bıraktığı karısı Emine ve doğması beklenen çocuğundan haber almaktır.
Romanın ikinci bölümü “Küçük Ağa Ankara’da”, Çolak Salih’in Akşehir’e gelmesiyle başlar.
Akşehir’in Millî Mücadele taraftarı önemli şahsiyetlerinden biri olan Ali Emmi, hastadır. Bir zamanlar Millî Mücadele’ye karşı kayıtsızlığı nedeniyle hor gördüğü, küçümsediği, hatta tiksindiği Salih, onu evinde ziyaret eder. Ama, şimdi, Çolak Salih’i sevgi ve saygı ile karşılar. Ali Emmi’yi ziyarete gelen Ağır Ceza Reisi ve Küçük Hacı’nın bir arada bulunduğu an, Çolak Salih; İstanbullu Hoca’nın akıbetinden bahseder. Onun Küçük Ağa adıyla fedakâr bir Kuvayı Millîyeci olduğunu söyler.
Öbür taraftan Salih; Küçük Ağa’nın karısı Emine’nin, kocasını yıllarca beklediğini, Mehmet adında bir oğlunun olduğunu ve İstanbul’lu Hoca’nın “öldü” haberinden sonra da kasabalılar tarafından çarıkçılık yapan Hasan adlı yaşlı bir adamla nikâhlandırıldığını öğrenir. Salih; bu bilgileri aldıktan sonra Akşehir’i terk eder. Onun gitmesinden kısa bir süre sonra da Ali Emmi, ölür.
Küçük Ağa; Batı Cephesi Komutanlığı ile arası açılan Çerkez Ethem ve kardeşi Tevfik Bey’in kuvvetlerinin Ankara için tehlikeli olduğunu görür. Bu nedenle çeşitli savaş hileleri ile Çerkez Ethem’in kuvvetlerini böler, taraftarları arasında anlaşmazlık çıkarır. Bir kısım kuvvetlerin, Batı Cephesi Komutanlığı’na katılmasını sağlar. Daha sonra da kendine bağlı kuvvetleriyle önce Alayunt’a, sonra da Ankara’ya gider. Küçük Ağa, Ankara’da Dr. Haydar Bey’ in aracılığı ile Mehmet Âkif Ersoy ve Hasan Basri Bey’le tanışır. Millî Mücadele taraftarı faaliyetlere girmiş olmanın derin mutluluğunu ve vicdanî rahatlığını duyar.
Günler geçmesine rağmen Çolak Salih’ten bir haber alamayan Küçük Ağa, sonunda karar verir ve Akşehir’e gider. Orada, karısı Emine’nin evlendirildiğini duyar. İçindeki babalık duygusu ile gizlice oğlu Mehmet’le tanışır. Babası olduğunu bilmeyen Mehmet, Küçük Ağa’yı çok sever.
Kocasından ayrı kalmanın hasreti ve sıkıntılı yılların yorgunluğu ile hastalanan Emine daha fazla mücadele edemez ve ölür. Emine’nin öldüğü gün, Küçük Ağa da Ankara’ya yolcudur. Yeni bir devir başlar. Bu devirde, Küçük Ağa; olumlu ve olumsuz birçok olaya şahit olacak, saadet ve hüznü bir arada yaşayacaktır.

Kitabın Anafikri: : Kitap milli mücadele dönemini anlatan bir kitaptır, milletin toplu olarak direnişinin nasıl olduğunu anlatır. Anadolu’da bir taraftan fedakâr, azimli ve ümitli insanların meşru müdafaa faaliyetleri; öbür taraftan istilâcı, sinsi, menfaatperest ve emperyalist milletlerin saldırıları, birlikte arzı endam eder. Meşru müdafaa hakkına dayanarak mücadelesini başlatan Türk milleti, sonunda düşmanlarını yenmeyi başarır. Zafer elde edilir. Fakat, zaferden sonra yapılacak işler daha bitmez. Yeni bir dönem başlar. Küçük Ağa da bu dönem içindeki yerini almak üzere Ankara’ya gider.
Kitabın Kahramanları:
İSTANBULLU HOCA (KÜÇÜK AĞA): Kurtuluş mücadelesine büyük hizmetler vermiş binlerce kişiden biri.

SALİH: Birinci Dünya Savaşında sağ kolunu kaybetmiş ve hayatının anlamını Kurtuluş Mücadelesi ile tekrar kazanan biri.

ÇERKEZ ETHEM: Başlarda vatan ve millet için yeri tutulmaz hizmetler vermiş , cephede büyük başarılar göstermiş, fakat düzenli orduya geçme kararı alındığında tamamen zıt fikirleri benimsemiş ve zararlı olmuş bir çete reisi.

DOKTOR HAYDAR BEY: Dünya Savaşında Yüzbaşı rütbesiyle görev yapmış ve milli mücadele yıllarında Kuvayı Milliye’ye büyük hizmetler vermiş bir asker.

ALİ EMMİ: Kurtuluşu Kuvayı Milliye’de gören ve çok büyük fedakarlıklarda bulunan yaşlı bir vatandaş.

Kitabın Yorumu: Türk Toplumunun verdiği en büyük milli mücadele örneği olan bağımsızlık ve Kurtuluş Savaşı en gerçekçi biçimiyle bize ufacık bir parçasıyla yansıtılmıştır.Dönemin zorlukları , şartları ve kişilerin fedakarlıkları abartısız biçimde anlatılmıştır.Zafere olan inanç ve halkın dayanışması en çarpıcı biçimiyle yansıtılmış ve kitapta adı geçen kişiler , binlerce benzerleri gibi verdikleri üstün mücadelelerle gelecek günleri hazırlamışlardır.

irem
Aralık 19th, 2008at12:29 pm

Evat bende bu kitabı aldım ama daha yarısına geldim.Çok güzel bir kitap.Okuması çok zevkli!!!!!

ramazan uslucuk
Aralık 20th, 2008at5:12 am

helal olsun tarık hocam allah mekanını cennet eylesin kitap güzel okuyorum şu anda bayildim@ @—

gül
Aralık 30th, 2008at10:49 am

gerçekten çok güzel

şevval tolay
Ocak 8th, 2009at11:26 am

çok güzel çok nergis bence burdan bak bebemm

gözde bebek
Şubat 15th, 2009at7:47 am

bence hiç güzel deel zaten kitap okumasını heç sewmiyom beyenmedim hiç tavsiye etmem onun yerine kiralık konak yaban bir serencam vb. yakub kadri karaosmanoğlu nun çok güzel kitapları war onları okuyun

begüm...
Mart 8th, 2009at11:29 am

bence kitap çok güzel .. bende kitap okumasını sewmem ama dönem ödewim .. güzel bi kitap arkadaşa katılmıyorum herkezin kendi zewkidir sen sewmemş olablirsn …bana görede yaban romanı sıkıcı.. neyse..elinize sağlık çok güzel olmuş..

sevgi
Nisan 4th, 2009at9:56 am

ya bu kitabın bölüm bölüm özetini yayınlayamaz mısınızzz??? çok gerekli ve çok az vaktim varr:(:(:(:(

ela
Nisan 14th, 2009at10:54 am

yhaa arqadaslar bu qitap jouq sıqıcıydı yıllıq ödevide dil ve anlatım die qıcıq bi ders vardı ondan aldım ama bu öset sayesinde yaırtdım pacayı herqese tavsiye edioym oquyun oquyun oquyun xP

Ali ercan
Nisan 16th, 2009at8:35 am

valla kıtap cok guzelmı sokumaya fırsat olmadı ama edebıyat hocamız yıllık odev ıstedı =)) bı kıtabı yıllık odev cıkart dedı özetlıyerek bende burdan yapıstır kopyala yazdır yapıyorum ne yapım ama kıtap guzelmıs gercekten =))

yazgülü
Nisan 20th, 2009at9:32 am

bence güzel bi kitap anlayanaaa anlaşılan gözde bebek bayaaaaa şımarık büyümüş türk tarihini anlatan bi kitaba güzel deil demesi şımarıklıktan başka bişe deil kitaba laf atmak yerine önce okumayı sewww….bence benim görüşüm herkese tafsiye ederim werilen mücadele we fedekarlığı daha iiyii anlicağınıza eminim….

adımıboşver
Ekim 29th, 2009at11:44 pm

kitabı daha okumadım onun kitab hakkında yorum yazmıyacağım. bizim qıcık hocanın ödevi olduğu için en kısa yola başvurdum 😀 şimdibeim anlamadığım şu bu sitede basımyılına 1966 demiş başka bi sitede 1973 bunda yayın evini iletişim yayınev başkasında varlık yayınevi demiş hangisi doğru acaba ? selametle :F

adımıboşver
Ekim 29th, 2009at11:45 pm

kitave yayınevini sölermisin lazım 🙂

HasaN HoCa
Ekim 30th, 2009at12:04 am

vayy cakallar vay ben ödev veriyim öğrenin diye siz bu sitede beleşe konun. valla isimlere bakıyom tanıdık var o öğrenciyi sınıfta bırakcam aha buraya yazıyom sizede tavsiyem adam akıllı kitabı okuyun siz özetini cıkarın ole beleşe konma yoq. insallah bi öğrenci daha yaklarımda qörür babayı.

says
Aralık 3rd, 2009at1:38 am

hocam nasılsınız ben bu sitede sizi gördüm dikkatimi çektiniz hasan kelek seniz saygılar :F ben bu siteden özete bakmadım 0 vermeye kalkmayın fena yaparım sadece yayın evine baktım nese kızına selam söle muck muck 🙁

ömer
Aralık 28th, 2010at11:22 pm

Hasan sanane lan adamlar istedi yerden bakar

asena
Şubat 26th, 2011at6:15 am

ya kitap çok akıcı ve güzel ama ben daha yarısındayım ve pazartesi sınav bende özet okuycam

yazılıdan bıkmş
Eylül 22nd, 2011at12:26 am

lya bu ne ya adam bi ağa olmus oda küçük ağa olmuş başımıza hiçte küçük değil 479 sayfa yazılıda okumak zorundayız pih BİZ EMELLERİ BÜYÜK OLAN İNSANLARI SEVERİZ…………………

yazılıdan bıkmş
Eylül 22nd, 2011at12:28 am

la bu ne ya adam bi ağa olmus oda küçük ağa olmuş başımıza hiçte küçük değil 479 sayfa yazılıda okumak zorundayız pih BİZ EMELLERİ BÜYÜK OLAN İNSANLARI SEVERİZ………………… NUR EYŞAN (KANKAYIZ BİZ)

şevval
Kasım 29th, 2011at8:35 am

bnce cok gzel br kıtap lutfen emege saygı duyalım…..

harman
Şubat 6th, 2014at9:52 am

bence çok bok gibi

Yorumunuzu bırakın