NEKROPSİ-PEYOTE

ROCK

1998

NEKROPSİ

PEYOTE
KAYIP HALKA BULUNDU
Henüz mainstream’ini geniş kitlelere mal edememiş olsak da, rock’ta da deneysel işler yapılıyor çok şükür memlekette. Ve elbette deneysel denince benim aklıma, sadece memleket değil gezegen çapında takdir ettiğim Nekropsi geliyor hemen. Müzik tarihimizin en uç işlerinden biri olan “Mi Kubbesi” ile ‘Vay anasını’ dedirten, 10 yıllık aradan sonra bazı “Mi Kubbesi” aşıklarmca yadırgansa da “Sayı 2” ile tarafımdan ‘Bi daha vay anasmı”yla karşılanan ekip, 1998 yılında kaydettiği ve fakat yayınlamadığı üçüncü albümüyle, bu kez sadece 4 yıl bekletti bizleri.

“1998”in ayrıntılarına inmeden önce, henüz Nekropsi dinlememiş okur için birkaç notu şerh düşelim buraya. Yukarıda da değindiğimiz gibi bu geniş anlamıyla deneysel bir müzik. Yani konvansiyonel bir müzik dinleyicisi iseniz bu müzik sizi açmaz. Birazdan diğer albümlerine olduğu gibi bu albümlerine de 5 yıldız vereceğim için bana kanar gider alırsınız, sonra da saydırırsınız, baştan uyaralım, aramız bozulmasın.

Bir türlü sadede gelemediğimin farkındayım ama bir izin daha alarak yine yukarıda kenarından değindiğim bir mevzuya da bu vesileyle açıklık getireyim.
Belirttiğim gibi “Mi Kubbesi” meftunu olan yüklüce bir Nekropsi dinleyicisi “Sayı 2″ye pek ısınamamıştı. İki albüm arasındaki farkları göz önünde bulundurunca (ilki progressif, ikincisi elektroniğe daha yakındı) bu kitleyi anladığımı söylemeliyim, çünkü iki albüm arasındaki kayıp halka “1998”i dinleyince, Nekropsi’nin bence türlerden bağımsız ama zamandan bağımsız olmayan müziğindeki değişimler bende yerli yerine oturdu. Daha önce her iki albümü ayrı ayrı sevmiştim, şimdi bir bütün olarak üçünü birden seviyorum dersem ne demek istediğim daha da iyi anlaşılacaktır samrım.

Ve saded… Öncelikle “Sayı 2” ve “1998” arasında 3 adet ortak şarkı var. Bunlar her iki albümün de açılışında yer alan ‘Harf Devrimi’, ‘Ebo’ ve ‘Bağlama’. Bu parçalar “Sayı 2″de farklı bir düzenleme ile karşımıza çıkmışlar, tabi dört yıl önce bundan haberimiz yoktu, şimdi bu üç parçanın ilk hallerini de dinleyebiliyoruz.

“98” için tekrarlar üzerine kurulu bir riff albümü dersek sanırım olayın bir parçasım izah etmiş oluruz. Bu yönüyle, albümün pychodelic sulara da dalıp çıktığını söylemek olası. Dedik ve bir baktık yerimiz bitmiş. Çok patates bir tanıtım oldu, kusura bakılmaya, albümü alın, beni affedin.

Haftanın albümleri
Kutlu ÖZMAKİNACI
Hürriyet Müzik

Yorumunuzu bırakın